copyright © ccmb 2015
all rights reserved









İ N S A N
İnsan doğada, diğer varlıklar ile ilişki içinde bir öğe olmakla birlikte, mimarlığın merkezinde yer alır. Teknik ve kullanım gereklilikleri bir yana, 'insan'ın hissettikleri mimarlık mesleğinin esas uğraş alanıdır. Tüm projelerimizi bu bilinç ile tasarlarız.


Y E R
Her yapı bir bağlamın içinde durur. Çevresi ile ilişkileri vardır. Yapının sahip olduğu kaliteler ne kadar fazla olursa olsun, başarılı olarak kabul edilebilmesi için çevresi ile ilişkilerinin de güçlü olması gerekir.

Mimarlık üretiminin ilk etabı, yapının duracağı 'yer'i anlamaktır.

Yaratılan mimari, (1)bağlamın içerisinde görünmez, (2)çevresi ile eşit ilişkiler kurmuş, (3)çevresini domine etmiş veya (4)bambaşka bir ilişki içinde olabilir.

Bu; konu, ihtiyaçlar ve subjektif tasarım kararlarının bir sonucudur.

Yeni üretilecek yapı içinde duracağı çevreye bir 'ek' olacaktır.

Her 'yer'in bir ruhu [genius loci] vardır. Bu ruhu anlayıp tasarım temeli kabul etmek, projeyi 'yer'ine bağlar. Her projemize o 'yer'in ruhunu anlayarak başlarız.


Z A M A N S I Z L I K
Mimari gündelik beğenilerin, modaların üzerindedir. İnşaa edilen bir yapı 80-100 yıl yerinde kalabilir. Zamansız kaliteler ile tasarlanmışsa, yaşamının tüm evrelerinde değerini muhafaza eder.

Geçmişin örneklerini anlayıp, çağdaş teknik ve düşünceler ile yorumlayarak geleceğe bırakırız.


B A S İ T L İ K
Karmaşık formlara, renklere, laflara çoğu zaman gerek yoktur. Eğer düşünceler yerli yerinde ise yapılar basitleşir. Güzellik basit ile sağlanabilirse maliyet ve süre azalır sürdürülebilirlik artar.

Tek çizgi ile çözülebilecek bir sorun için ikinciyi çizmeyiz.


T U T A R L I L I K
Düşüncede, sözlerde ve yapılarda tutarlılık gereklidir. Makro ölçekteki meseleler ile mikro ölçekteki detaylar aynı esaslar/fikirler ile çözülmelidir. Değişen sadece araçlardır.